KÜRESEL TAŞIMADA ÇİFTE KRİZ

Küresel ticaret için ciddi öneme sahip olan Panama ve Süveyş kanallarında yaşanan sorunlar büyüyor. Süveyş’in sorunları jeopolitik, Panama’nın sorunları ise iklim temelli olsa da her ikisi de küresel ticareti bozuyor.

Yaşanan sorunların ardından Süveyş ve Panama kanallarındaki kargo hacimleri üçte birinden fazla düşerken gemilerin daha uzun rotalara yönelmesi teslimatlarda gecikmelere, daha yüksek nakliye maliyetlerine neden oldu. Panama Kanalı’nda kuraklığın etkisiyle kanaldan geçecek gemi sayısı düşürüldü. Yetkililer, 2023’ün ortalarında başlayan kuraklığın mayıs ayında sona ereceğini umuyor.

Yemenli Husilerin gemilere yönelik saldırıları nedeniyle de bazı şirketler Süveyş’ten seferlerini süresiz olarak askıya aldı. Husiler Kasım ayından bu yana 50’den fazla gemiye saldırdı. Saldırıların artması ve bazılarının ölümle sonuçlanması Süveyş Kanalın’dan geçişleri azalttı. Gemi operatörleri, geçen yıl küresel ticaret hacminin yaklaşık yüzde 18’inin geçtiği su yollarında aylardır süren belirsizlikle karşı karşıya.

GEÇİŞLER AZALDI

Küresel ticaret için ciddi öneme sahip olan Panama ve Süveyş kanallarında yaşanan sorunlar büyüyor. Süveyş’in sorunları jeopolitik, Panama’nın sorunları ise iklim temelli olsa da her ikisi de küresel ticareti bozuyor.

Yaşanan sorunların ardından Süveyş ve Panama kanallarındaki kargo hacimleri üçte birinden fazla düşerken gemilerin daha uzun rotalara yönelmesi teslimatlarda gecikmelere, daha yüksek nakliye maliyetlerine neden oldu. Panama Kanalı’nda kuraklığın etkisiyle kanaldan geçecek gemi sayısı düşürüldü. Yetkililer, 2023’ün ortalarında başlayan kuraklığın mayıs ayında sona ereceğini umuyor.

Yemenli Husilerin gemilere yönelik saldırıları nedeniyle de bazı şirketler Süveyş’ten seferlerini süresiz olarak askıya aldı. Husiler Kasım ayından bu yana 50’den fazla gemiye saldırdı. Saldırıların artması ve bazılarının ölümle sonuçlanması Süveyş Kanalın’dan geçişleri azalttı. Gemi operatörleri, geçen yıl küresel ticaret hacminin yaklaşık yüzde 18’inin geçtiği su yollarında aylardır süren belirsizlikle karşı karşıya

SÜVEYŞ KANALI SALDIRI ALTINDA

Yemen’deki Husilerin Kızıldeniz’den geçen ticari gemilere yönelik saldırıları artarken, dünyanın önde gelen küresel nakliye firmalarının rotalarını yeniden çizmek zorunda kalıyor. ABD liderliğindeki deniz koalisyonunun Husilere yönelik saldırılarına rağmen pek çok şirket güvenliklerinden emin olana dek Kızıldeniz’e geri dönmek istemiyor. Bu durum da dünya çapında kargo sahipleri için fiyatların artmasına neden oluyor.

Genellikle haftada 15 ila 17 Süveyş geçişi yapan Maersk’in icra kurulu başkanı Vincent Clerc, “Geri dönmek için mürettebatımızın ve gemilerimizin risk altında olmadığından emin olmak için çok yüksek bir eşiği karşılamamız gerekecek” dedi. Ancak yine de tüm gemiler Süveyş’ten ayrılmıyor. Süveyş’i kullanan operatörler, saldırıları püskürtmek için silahlı muhafızlar tutuyor. Gemi sahipleri ve operatörler, gemi başına dört muhafızın Kızıldeniz yolculuğu başına yaklaşık 40 bin dolara mal olabileceğini söylüyor.

Kaynak: lojiport.com

İLK KEZ İKİ KANAL AYNI ANDA KESİNTİYE UĞRADI

Kritik su kanallarındaki aksamalar rotaları değiştirdi ve küresel ticareti tehlikeye attı. Stamford merkezli Dorian LPG’nin operasyon müdürü Tim Hansen, “İlk kez her ikisi de aynı anda kesintiye uğruyor, bu yüzden geminizi nereye göndereceğinizi önceden planlamanız gerekiyor” dedi. Panama Kanalı, Dorian’ın Çin, Japonya ve Güney Kore’deki müşterilere teslimat yapmak üzere Meksika Körfezi’nden yola çıkan gemileri için en kısa rotayı sunuyor. Kanal boyunca ve ardından Pasifik boyunca batıya giden yolculuk yaklaşık 25 gün sürerken, Süveyş üzerinden doğuya giden rota 40 gün sürüyor.Dorian, kargo hareketinde haftalarca yaşanabilecek olası gecikmeleri önlemek için Süveyş’e 10 gemi gönderdi ancak Husi saldırıları nedeniyle bu seferler aralık ayı başlarında durduruldu. Gemiler, daha uzun beklemeler ve daha yüksek fiyatlar nedeniyle yeniden Panama Kanalı’na yönlendirildi.

İŞ YAŞAMINDA KADINLAR DAHA AKTİF ROL OYNAMALI

Kadın olarak ve iş dünyasında aktif bir rol oynayan biri olarak, her zaman çözüm odaklı düşünme ve kolektif çalışmanın gücüne inanma tutkum benim için önemli oldu. Tek ses yerine çok sesliliğin yaratıcılığına ve gücüne inanmışımdır. İş dünyasında yaşanan problemlerin ve engellerin azmim, çalışma coşkumun önüne geçmesine asla izin vermedim. Sadece kariyer odaklı değil, aynı zamanda denge ve eşitlik üzerine odaklanarak kariyer yolculuğumu şekillendirmeye çalıştım.

Planlamanın, disiplinin ve işe olan tutkunun başarıya giden yolda önemli olduğunu düşünüyorum. Başarıyı sadece basamaklar olarak değil, aynı zamanda birikimlerin ve değerlerin yükseldikçe edinilebilecek mertebeler olarak görüyorum. Olgunlaşma, tevazu ve iç huzur, sadece adımlar atıldıkça değil, aynı zamanda bu mertebeleri aştıkça kazanılan değerlerdir.

İş yaşamında kadınların daha aktif bir rol oynaması için çeşitli çalışmaların hayata geçirilmesi gerektiğine inanıyorum. Öncelikle, kadınların iş yaşamına daha fazla entegre olabilmeleri için eğitim ve kariyer fırsatlarına erişimlerinin artırılması önemlidir. Eğitimde cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve kadınlara yönelik mentorluk programlarının desteklenmesi, potansiyellerini gerçekleştirmelerine yardımcı olabilir.
İş hayatına erken yaşta atılmış bir kadın olarak gözlemlerime göre ve araştırmaların da ortaya koyduğu üzere kadın sayısının üst düzey görevlerde özellikle C-Level kademesinde artması şirketlerdeki kârlılığı artırıyor ve şirketler sosyal sorumluluk açısından daha fazla öne çıkıyor. Belli iş alanları söz konusu olduğunda hem sektörümüz hem de birçok sektörün erkek domine olduğunu bilmek ve bunu iş hayatında deneyimlemek başkanlık görevini yürüttüğüm dönemde UTİKAD çatısıKadın olarak ve iş dünyasında aktif bir rol oynayan biri olarak, her zaman çözüm odaklı düşünme ve kolektif çalışmanın gücüne inanma tutkum benim için önemli oldu. Tek ses yerine çok sesliliğin yaratıcılığına ve gücüne inanmışımdır. İş dünyasında yaşanan problemlerin ve engellerin azmim, çalışma coşkumun önüne geçmesine asla izin vermedim. Sadece kariyer odaklı değil, aynı zamanda denge ve eşitlik üzerine odaklanarak kariyer yolculuğumu şekillendirmeye çalıştım.

Planlamanın, disiplinin ve işe olan tutkunun başarıya giden yolda önemli olduğunu düşünüyorum. Başarıyı sadece basamaklar olarak değil, aynı zamanda birikimlerin ve değerlerin yükseldikçe edinilebilecek mertebeler olarak görüyorum. Olgunlaşma, tevazu ve iç huzur, sadece adımlar atıldıkça değil, aynı zamanda bu mertebeleri aştıkça kazanılan değerlerdir.

İş yaşamında kadınların daha aktif bir rol oynaması için çeşitli çalışmaların hayata geçirilmesi gerektiğine inanıyorum. Öncelikle, kadınların iş yaşamına daha fazla entegre olabilmeleri için eğitim ve kariyer fırsatlarına erişimlerinin artırılması önemlidir. Eğitimde cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve kadınlara yönelik mentorluk programlarının desteklenmesi, potansiyellerini gerçekleştirmelerine yardımcı olabilir.
İş hayatına erken yaşta atılmış bir kadın olarak gözlemlerime göre ve araştırmaların da ortaya koyduğu üzere kadın sayısının üst düzey görevlerde özellikle C-Level kademesinde artması şirketlerdeki kârlılığı artırıyor ve şirketler sosyal sorumluluk açısından daha fazla öne çıkıyor. Belli iş alanları söz konusu olduğunda hem sektörümüz hem de birçok sektörün erkek domine olduğunu bilmek ve bunu iş hayatında deneyimlemek başkanlık görevini yürüttüğüm dönemde UTİKAD çatısı 

PARA TRANSFERİ ENGELİ AŞILAMADI

RUSYA’YA İHRACAT YOKUŞ AŞAĞI

Para transferlerinde yaşanan sorun nedeniyle ticarette zorlu günlerin yaşandığı Rusya’ya ihracat kaybı yılın ilk iki ayında yüzde 37’ye dayandı. Bağımsız Devletler Topluluğu’na ihracat da aynı dönemde yüzde 13,6 daraldı. Rusya’ya işlerin canlı seyrettiği dönemde gemi yatırımı yapan armatörler ise ihracat yüklerinin düşmesi nedeniyle arz şoku yaşıyor.

Ukrayna Savaşı sonrası zirveye çıkan Türkiye-Rusya ticaretinde, yılbaşında başlayan para transferleri sorunları nedeniyle ihracat yılın ikinci ayında da kayıpla geçti. Ticaret Bakanlığı dış ticaret verilerine göre, şubat ayında Rusya’ya gerçekleştirilen ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 34 düşerek 670 milyon dolar olarak gerçekleşti. Böylece Rusya, geçen yıl şubat ayında Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı 4’üncü ülke iken, bu yılın şubat ayında 8’inciliğe geriledi. Ocak-şubat aylarını kapsayan iki aylık toplam ihracat gerçekleşmesine bakıldığında ise, Rusya’ya ihracat geçen yılın ilk iki ayına göre yüzde 37 düşerek 1 milyar 298 milyon dolara indi. Söz konusu ülkeye ihracat, ocakta da yüzde 39 düşerek 631 milyon dolara olarak gerçekleşmişti. Rusya’dan ithalatta ise ocakta yaşanan yüzde 20’lik daralmanın ardından, şubatta da yüzde 1 gibi ihmal edilebilir bir düşüş görüldü. Bu ülkeden iki aylık ithalat ise, geçen yılın ocak-şubat dönemine göre yüzde 8 gerileyerek 8 milyar 480 milyon dolar olarak hesaplandı.

25 sektörün 22’sinde de düşüş var

Rusya’ya ihracatın sektörel bazda performansına bakmak için Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine mercek tutulduğunda, Rusya’ya yapılan iki aylık ihracatta 25 sektörün sadece 3’ünde artış görülürken, bu sektörler zeytin ve zeytinyağı, fındık ve mamulleri ile su ürünleri ve hayvansal mamuller oldu. Aynı dönemde, 7 sektördeki daralma yüzde 50’yi aştı. İlk iki ayda oransal olarak en fazla düşüş yaşanan sektör yüzde 88,4 ile tütün olurken, bu sektörü yüzde 71,6 ile deri ve deri mamulleri, yüzde 57 ile de hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri izledi. Değer bazında bakıldığında ise, bu ülkeye en fazla ihracatın yapıldığı kimya sektöründe kayıp iki ayda yüzde 33’ü bulurken, en fazla ihracat yapılan ikinci sektör yaş meyve ve sebzede düşüş yüzde 10,2; üçüncü sektör makine ve aksamlarında kayıp yüzde 23’e dayandı. Rusya’ya en fazla ihracat yapılan 4’üncü sektör olan otomotivde de iki ayda düşüş yüzde 13 olurken, para transferlerinde istisna getirilen hazır giyimde düşüş yüzde 5,6 ile sınırlı kaldı. Bu ülkeye yapılan ihracatta önemli bir payı bulunan elektrik elektronikte ise iki aydaki toplam daralma yüzde 51’i aştı.

Ukrayna Savaşı sonrası Türkiye’nin sadece Rusya’ya değil, bu ülkenin de içinde bulunduğu Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülke grubuna da ihracatı artmıştı. Hatırlanacağı gibi, geçen yıl Türkiye’nin neredeyse bütün ülke gruplarına ihracatı düşerken, BDT ülke grubuna ihracatı yüzde 16,6 artarak 24,5 milyar dolara ulaşmıştı. TİM verilerine göre, bu yılın ilk iki ayında ise Türkiye’nin BDT’ye ihracatı yüzde 13,6 gerileyerek 3 milyar 288 milyon dolara indi.

Gemi kapasitesinde arz fazlası oluştu

İhracatta düşüşün fitilini ateşleyen para transferlerindeki sorun sadece ihracatçıları değil, lojistik sektörünün de işlerini olumsuz etkiledi. Batı’nın ambargolarına paralel küresel armatörler Rusya’ya taşımalarını durdurmuş, oluşan boşluğu doldurmak için yerli armatörler filoyu yeni gemilerle büyütmüştü. Ancak para transferlerinde yaşanan sorun, armatörü de zor durumda bıraktı. EKONOMİ’ye konuşan yerli denizcilik şirketleri, Rusya’ya yönelik taşıma hacimlerinde çok belirgin bir azalma olduğuna dikkat çekerken, buna paralel zayıf seyreden navlunun da düşüşün hızlandığını dile getiriyor. Yük bağlantılarındaki düşüş nedeniyle bu hatta çalışan gemi kapasitesinde arz fazlası oluştuğunu belirten, yerli bir armatörlük şirketinin CEO’su, “Bir yandan para transferinde sorun yaşarken diğer yandan oluşan arz-talep dengesizliği nedeniyle bazı gemilerin boşta kalması, işleri çok keyifsiz hale getirdi. Öte yandan, artan maliyetler nedeniyle ambargoya dikkat etmeyen, sigorta ödemeyen, hesap yapmayan şirketlerle rekabet etmekte de giderek zorlanır hale geldik” diye konuştu.

İstisna talebinde henüz bir ilerleme yok

Rusya ile yaşanan ödeme sorunları, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın 5 Ocak’ta Türkiye’ye yaptığı ziyarete denk gelmişti. Blinken’ın ziyaretinde bir dizi konunun gündeme geldiği, başlıklardan birinin de Rusya-Ukrayna Savaşı olduğu öğrenilmişti. Para transferlerinde yaşanan sorunu ilk kez EKONOMİ gazetesi gündeme getirirken, otomotivden tekstile kadar birçok sektör temsilcisi ödeme alamadıkları için sıkıntı yaşadıklarını, hatta sorunun çözümündeki belirsizlik nedeniyle bazı ihracat siparişlerinin de kaçmaya başladığı dile getirmişti. Artan şikayetler üzerine Ticaret Bakanlığı harekete geçmiş, ödeme alamayan firmaların bir listesini oluşturmuştu. Ardından özel alana yönelmiş bir kamu katılım bankası üzerinden hazır giyim, tekstil, ayakkabı ve gıda sektörüne getirilen istisna ile yapılan ihracatın bedelleri alınmaya başlanmıştı. Ancak banka transferleri geri döndüğü için ihracat bedelini alamayan ihracatçıların, ihracat hesaplarını kapatamamaları sorun olmaya devam ediyor. Bu nedenle firmalar, Rusya’nın, aralarında İran’ın da bulunduğu 33 ülkelik istisna listesine alınmasını istiyor. Ekonomi bürokrasisinin konu üzerinde çalıştığı ancak Batı’nın bankacılık sistemi üzerinde oluşturduğu ablukanın çok katı olduğu gelen bilgiler arasında.

Avrupa’nın Kazakistan’a ihracatı dikkat çekiyor

Avrupa ülkelerinin bölgeye artan ihracatı dikkat çekiyor. Özellikle Kazakistan burada öne çıkan ülkelerden biri… İngiltere’nin Kazakistan’a ihracatı 1 Ekim 2022 – 30 Eylül 2023 döneminde, bir önceki 12 aylık döneme göre yüzde 89,2 artışla 1,8 milyar sterlin olarak gerçekleşti. Almanya’nın Kazakistan’a ihracatının yıllar içindeki seyrine bakıldığında, 2014-2017 yılları arasında 1,4-1,7 milyar dolar bandında seyreden ihracatın Rusya’ya yönelik yaptırımların devreye alındığı 2022 yılında 3,05 milyar dolar, 2023 yılında da 3,57 milyar dolara fırladığı görülüyor. İtalya da Kazakistan’a ihracatını savaş sonrası artıran ülkelerden… İtalya’nın bu ülkeye ihracatı 2021’deki 588 milyon dolar seviyesinden 2022’de yüzde 48 artışla 871 milyon dolara çıktı. Fransa’nın ise 2021’de 549 milyon dolar olan ihracatının 2022 yılında yüzde 64 artarak 1 milyar dolara dayandığı görülüyor.
Kaynak: ekonomim.com

İzmir Ofis

Istanbul Ofis

©
2024 UX Themes

Terms Privacy Cookies